“Ücretsiz” ekonomi bir maliyetle gelir, ancak ekonomistler ne kadarını başarmak için mücadele ediyorlar?

Ücretsiz değişim

Kullanıcıları günde ortalama 50 dakika ziyaret eden FACEBOOK, üyelere şu vaatte bulunur:  “Ücretsiz ve her zaman olacak” sözü. Bu kulağa çalma gibi geliyor. Ancak, interneti görünüşte çerçöp olan pazarlıklardan yanlızca biri: YouTube izleyicileri, her gün 10 saatlik videoları yiyip bitiriyor.Bu ücretsiz öğle yemeği maliyetiyle birlikte gelir; sorun bunun ne kadar olduğunu hesaplama da. Çünkü bir internet bağlantısının ötesinde, tüketiciler çoğu dijital hizmetler için para ödemezler, ekonomistler bu gibi normal değiş tokuşlara müdahele edemezler. Ücretsiz ekonomi farklıdır.

 

Geleneksel tüccarların aksine, Facebook ve Google gibi şirketler, kullanıcılarının kendileri değer üretmesini sağlıyor. Sosyal paylaşım ağlarına yüklenen bilgi ve resimler diğerlerini siteye çekiyor. Çevrimiçi aramalar, seçimler ve “beğeniler”, algoritmalara insanların ne istediğini öğretir. (Şuan diyelim ki “Komünist Manifestosu” kitabını satın aldınız, “Das Kapital” in da bir kopyasına ne dersiniz?) gibi…

 

Ücretsiz servislerin yaygınlığı kısmen tarihin bir sonucudur. İnternetin ilk yıllarında, tüketiciler boşuna bir şeyler almaya alıştı. Verilerin ne kadar değerli olduklarına dair çok az fikirleri vardı; Dijital şirketlerin milyarlarca insana erişimi olduğundan, nerdeyse bir kişinin verisinin değeri çok küçüktür. Daha temelde, kıtlık fiziksel olduğu gibi dijital dünyada kısıtlı değildir.Veriler hem tükenmez, hem de nakliye için süper ucuzdur.

1993’te MCI Mail dijital mesajın ilk 500 karakteri için 50 cent ödeyerek her ekstra 500 karakter için de on sent ilave alacaktı. İnternet bu fiyatı sıfırladı. Ücretlendirme uygulanamaz olacaktı, marjinal maliyet çok küçüktü.

Kullanıcılar hiçbir şey ödemeyebilir ancak Google ve Facebook gibi şirketler, mühendisleri, veri merkezlerini vb. Kapsayan sabit maliyetleri vardır: Para kazanmak için, reklamları tutsak tutar, uygun reklamları koymak için şirketleri ağırlaştırarak bu reklamları dolaylı yoldan kullanıcıların gözü önünde sıkıştırırlar.2017 yılının ikinci çeyreğinde, Facebook; reklamları ve tanıtımını yapmış yayınları ekranlarla doldurarak kullanıcılarının her birinden 4.65 ABD doları ekletti.(Buna karşılık, esasen sekiz sent, ödemelerden ve diğer ücretlerden, özellikle de sanal oyunlar içinde para ödeyen insanlardan geldi.)

 

Yokluğunda, ekonomistler, insanların diijital hizmetler için dikkatini ve verilerini takas ettikleri zaman, insanların geri verdiği şeylerin çözümü için uğraşırlar.Bazı kanıtlar, yaptıklarının oldukça iyi olduğunu göstermektedir.Massachusetts Teknoloji Enstitüsünden Erik Brynjolfsson, Felix Eggers ve Avinash Gannameneni tarafından yapılan bir araştırmada, bir ay boyunca Facebook’tan vazgeçmek karşılığında insanlara farklı nakit tutarı teklif edildi. Yanıtlara dayanarak, 750 $ civarında müşteri için yıllık ortalama değerinin tahmin ettiler. Aynı çalışmada (gerçek nakit teklifler olmaksızın) yapılan daha basit bir anket, ortalama olarak insanların ücretsiz arama motorlarını yılda 16.600 $ değer verdiğini, haritaların 2.800 $ ve videonun 900 $ olacağını önermişti.

 

 

Tüketici için kulağa harika bir anlaşma gibi geliyor, fakat başka yerlerde sorunlar yaratıyor. Vergi alır. Profesyoneller aynı hizmetlerin yararı için satarak vergiden yakayı kurtarmasına izin vermezler. Bu yüzden hizmetlerin şeklinde onların verileri için ödeme yapılırsa eğer, vergilendirme neden olmamalı ? İstatistikçiler, fiyat gönderimli bir dünyada da mücadele ediyorlar.GSYH, çoğunlukla piyasa fiyatlarıyla yapılan işlemlerle ölçülür. Philadelphia Federal Rezerv Bankası’ndan Leonard Nakamura ve Ekonomik Analiz Bürosu’ndan Jon Samuels ve Rachel Soloveichik’in yakın tarihli bir çalışması, hesaplanmamış çıktıyı tahmin etmek için reklamcılık için harcanan miktarı kullandı ve 2013 yılında Amerikan GSYİH’sının 19 milyar dolar daha yüksek olması gerektiğini hesapladığını bildirildi.

 

Gizlilik eylemcileri de endişe duyuyor.  Tüketiciler, “ücretsiz” tekliflere sıfırdan biraz daha yüksek olan fiyatlara çok daha fazla tepki veriyorlar.Amazon ilk kez Avrupa ülkelerinde ücretsiz gönderim teklif ettiğinde, siparişler artıyordu, ancak Fransa’da yanlışlıkla on sent ücret talep edildi. Eylemcilerin endişesi, “Ücretsiz” etiketin kötü kararları teşvik etmesi, örneğin insanların kendileri hakkında daha resmi bir değişime göre daha fazla açığa vurmalarına neden oluyor.Araştırmacılar, “gizlilik paradoksu” hakkında konuşuyor: Sorulduğunda ise insanlar, yaptıkları eylemlerin öne sürdüğü şeylerden daha fazla olarak gizliliklerine önem verdiklerini söylüyor.

 

Ücretsiz ekonomi rekabet makamlarını da rahatsız ediyor. Aşırı pazar gücü, fiyatların rekabetçi bir pazarda ücretlendirilecek olanın üstünde ücretleri yükseltmeye kabiliyeti olarak tanımlanabilir. Ücret karşılaştırması olmamakla birlikte, diğer seçenekler sadece bir tık ötesinde, Google gibi şirketlerin zalim rekabetinnin çevresinde işlettiği görülür.  Bu saf bir düşünce gibi görünür. Tüketiciler, düşük maliyetli bir durumdan başka bir duruma geçmede daha çok esir durumundadırlar. (Ek bilgi olarak: antitröst: Bir ekonomide Ücretsiz ticareti sınırlamak veya ortadan kaldırmak gayesiyle piyasaya hakim olmak düşüncesiyle meydana getirilen işletmeler arası birleşmeler.) Örneğin, Google, antitröst makamlarının Haziran ayında yaptığı karşılaştırma alışveriş hizmetlerini rakiplerinin üstünde teşvik etmek için Haziran ayında 2.4 milyar dolarlık (27 milyar dolar) para cezasına çarptırdığı Avrupa Birliği’ndeki birçok ülkede,% 90’ın üzerinde İnternet üzerinden arama yapmak için bir pazar payı talebinde bulunuyor.Hizmetleri ücretsiz olabilir, fakat güven mağdurları, pazar gücünün tüketicilerin tercihlerini azalttığına karar vermişlerdir. Fiyatların yokluğunda, rekabet eksikliği başka yollarla ortaya çıkacaktır: Bilgi talebinin daha fazla olması kullanıcıların vermek istediklerinden daha fazladır ya da reklamları tıka basa doldurarak onları sinirlendirirler.

 

Ücretsiz değişim diye bir şey yok

 

Görüş, Ücretsiz ekonominin tamir edilmesi gerekip gerekmediğine ve eğer öyleyse nasıl yapılacağına ayrılmıştır.  Jaron Lanier, “Geleceği Sahibi Kim?” Adlı kitabında, dijital katkılar için küçük ödemelerin başka bir sorunun, işçilerin yanlış tahsisinin düzeltilebileceğini önermektedir. Eğer şirketler çevrimiçi hizmetleri kullananlar olarak arkasında bıraktıkları şeyin yüzünü buruşturmaktan ziyade, kullanışlı bir veri için insanlara öderler ve o zaman fiyatlar insanlara daha üretken çevrimiçi etkinlik yaparak hafifçe dürtülmelerine neden olabilir.Diğerleri, tüketicilerin sosyal medya platformlarının bir versiyonunu reklamlardan ve dijital profillerden arındırma seçeneğine sahip olmalarını zorlayan daha sert düzenlemeleri savunuyor. Ancak ikiside en azından insanları o paha biçilemez öğle yemeğinin maliyetini saymaya başlamayı zorlardı.

 

The Economist

Print edition | Finance and economics

https://www.economist.com/news/finance-and-economics/21727073-economists-struggle-work-out-how-much-free-economy-comes-cost

Fotoğraf: https://i.pinimg.com/originals/b9/1b/0e/b91b0e5096387321a43d69cab83001d0.jpg

© 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu maddeleri gereğince yapılan her türlü izinsiz alıntılanma, yayınlama hakkında yasal işlem başlatılacaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.